http://www.imdb.com/title/tt0475317/
Tür : Dram / Suç
Gösterim Tarihi : 24 Kasım 2006
Yönetmen : Detlev Buck
Yapım : 2006, Almanya
Süre : 98 dk.
Oyuncular
David Kross (Michael Polischka) , Jenny Elvers (Miriam Polischka)
Erhan Emre (Hamal) , Kida Ramadan (Barut) , Arnel Taci (Crille)
Kai Müller (Matze) , Hans Löw (Kommissar Gerber)
Jan Henrik Stahlberg (Dr. Klaus Peters)
Filmin Konusu
Michael, annesi ile birlikte onun zengin erkek arkadaşı sayesinde
Zehlendorf'un zengin bir mahallesinde yaşamaktadır. Fakat bu ilişki bir
gün sona erince Michael ve annesi, Berlin'in kenar mahallerinden birine
taşınmak zorunda kalırlar.
Bir yandan annesi ile ilişkisinde sorunlar yaşarken diğer yandan da
okulda kendi çapında egemenlik kurmuş serseri bir grubun baskılarına
maruz kalır. Girdiği ortama ayak uydurabilmek için yasadışı işlere
bulaşmakta gecikmeyen Michael, kısa sürede suç dünyasının derinlerine
dalacaktır.
Yönetmenliği kadar aktörlük kariyeri de kabarık olan Detlev Buck,
yönetmenliğini yaptığı son filmi Acımasız ile gençler arasında ve
özellikle okullarda yayılan suç işleme potansiyelini hedefine alıyor.



http://rapidshare.com/files/98580766...beto.part1.rar
http://rapidshare.com/files/98584036...beto.part2.rar
http://rapidshare.com/files/98587081...beto.part3.rar
http://rapidshare.com/files/98590538...beto.part4.rar
http://rapidshare.com/files/98594327...beto.part5.rar
http://rapidshare.com/files/98597267...beto.part6.rar
http://rapidshare.com/files/98599738...beto.part7.rar
http://rapidshare.com/files/98600672...beto.part8.rar
Not:İlk Partı ındırdıkten Sonra Goruntu ve Ses KontroLu yapınız

Yönetmen : Detlev Buck
Almanya, 2006
Günümüzde,
2.Dünya Savaşı’ndan sonra, Avrupa’da belki de hiç olmadığı kadar Nazi
sempatizanı olduğunu görmek mümkün. Başta Almanya olmak üzere,
Hollanda, Belçika ve çevre ülkelerde de etkinliğini sürdüren Nazi
yandaşları, Avrupa’da hızla yayılmaya ve yaygınlaşmaya başlayan
milliyetçi rüzgarlarında kendilerini itelemesiyle birlikte daha da
etkin bir kimlik kazanmaya başladı. Bu yükselişin arkasında yatan
başlıca unsur, pek tabii işsizliğin artması ve artan göçlerle birlikte
çoğalan yabancı nüfusu. Kendi vatandaşları işsizken, çalışan
göçmenlerin ülkede hızla artması, ister istemez gençler arasında da hoş
karşılanmayan durumlara yol açıyor. Bu göçmenlerin başta emekleri olmak
üzere birçok sömürüye ve istismara uğramasına rağmen, onların
ülkelerine dönmelerini isteyen gençlerin bu öfkelerini, politikacılarda
seçim malzemesi yaparak, kişisel kazanımları uğruna ülkedeki ve genel
olarak kıtadaki milliyetçilik ve ırkçılık ateşini körüklemiş oluyor.
Kendilerine vaad edilenlerle birlikte kısa sürede heyecana kapılan bu
gençler ise, milliyetçiliği ırkçılığa dönüştürmekten çekinmiyor. Medya
ve siyasiler bir yandan ortamı yumuşatmak şöyle dursun, bu gençleri
amiyane deyimiyle gaza getirecek söylemlerde bulunurken, hoşgörüsüzlüğe
ve şiddete dayalı bir ortamda hazırlanmış oluyor.

Knallhart’ta
günümüzün bu gerçeklerinden yola çıkarak, kendi bakış açısıyla bir
Almanya profili sunuyor. Almanya’da bilindiği gibi Türkler artık
azınlık olmaktan çıkmış, kendi mahalleleri, restoranları, okulları ve
çeteleriyle birlikte ülke içinde ülke olmuş vaziyette. Bu niteliğiyle
de Alman gençlerinin odak noktası halindeler. Ülkede ne zaman
milliyetçi bir dalga yayılsa, Türk düşmanlığı ayyuka çıkıyor. Bu da
oradaki Türklerin topluma entegrasyonlarını zorlaştırdığı gibi, bir
devlet gibi olmasa da yerel çapta bir örgütlenmeye gitmelerini
beraberinde getiriyor. Knallhart filminin geçtiği mekanda, Arap
ve Türklerin elinde bulunan ve birçok ulustan insanın bir arada
yaşamaya çalıştığı, başkent Berlin’in göçmen nüfusunun toplandığı Neukölln
semti. Bu semt, üstte anlattığım üzere Türk çetelerinin elinde ve bu
çetelerin her türlü şiddeti uygulamaktan çekinmediği bir yer. Aynı
zamanda uyuşturucu tüccarlarının da uğrak merkezlerinden biri. Bu
yapısıyla filmin göçmenlere karşı tek taraflı bir bakış yansıttığı
düşünülebilir. Özellikle filmde hiçbir Alman çetenin görünmemesi ve
şiddeti uygulayan tarafın göçmenler oluşu, bu tezi destekleyen unsurlar
olarak gösterilebilir. Ama yönetmen Detlev Buck, burada Alman
ve Alman olmayan göçmenlerin çatışmasından ziyade, merkezine Berlin’in
alt-üst sınıf ayrımını ve Berlin’in farklı bölgelerinde yaşanan,
birbirine tamamen zıt yaşamları anlatıyor.
Knallhart’ın
diğer ırkçılığı anlatan filmlerden farkı, ırkçılığı ve şiddeti, birey
merkezli olarak anlatması sayılabilir. Yönetmen, filmin baş karakteri Micheal’ın hayatı üzerinden, alt sınıftan insanların oluşturduğu çetelere ve şiddete dair söylemlerini yöneltmeden önce, izleyicilere Micheal’ı tanıtıyor. Annesi ile birlikte sokağa atılan Micheal, Berlin’in göbeğinde lüks bir villada kalırken birden göçmenlerin yoğun olduğu bir gettoya taşınıyor. Yeni bir çevreye taşınan Micheal’ın da hayatı böylece değişmeye başlıyor. Sakin, sessiz ve zeki bir genç olan Micheal,
önce okuduğu okuldaki arkadaşlarının, daha sonrada yaşadığı çevredeki
gençlerin baskılarıyla kimlik değiştirmeye başlıyor. Çinliler, Araplar,
Ruslar, Türkler ve Almanlar hepsi bir semtte yaşamaya çalışarak, bir
nevi küreselleşmenin pilot kentlerinden birindeymiş izlenimi veriyor.
Fakat bu farklılıkların ve sınıfsal eşitsizliklerin çatışmaya dönüşmesi
pek uzun sürmüyor. Gündüz vakti kalabalık ortasında çeteler tarafından
kıstırılarak dayak yiyen gençler, kendi ülkelerinde azınlık durumuna
düşen Almanlar ve böylesi bir şiddetin tam ortasında çakılı kalmış
hayatlar… Knallhart’ın derdi de, tüm bunları izleyicisine
vermek ve bunlar üzerinden bir bakış açısı geliştirmek. Böylece
göçmenlerin içinde yaşadığı ortamın ve bu ortamda yaşayan gençlerin
şiddette nasıl bulaştığının sahici bir resmi çiziliyor.
Çevrenin
ve ailenin gençler üzerindeki etkisinden, şiddetin bu iki unsurdan ayrı
düşünülemeyeceği gerçeğiyle birlikte, şiddetin bireyler üzerindeki
etkisinin de vurgulandığı Knallhart, gençlerin içine düştükleri
çaresiz durumu da gözler önüne seriyor. Gençlerin yardım alabilecekleri
bir yer olmadığı gibi, içine düştükleri durumdan çıkmak için herhangi
bir olanakları da yok. Çıkışsız, umutsuz ve şiddetle iç içe olan
yaşamları da, bu kısır döngünün içinde, daha küçük yaşta yok olup
gitmeye başlıyor. Bu zor ortamda gençlerde hayatta kalabilmek için suça
ve şiddete başvuruyorlar. Oysa Micheal’ın da dediği gibi,
“huzurlu olma” ve güvenilir bir toplumda yaşayamamanın getirdiği
eksikliği sürekli hissediyorlar. Bir umut diye önlerine çıkan bütün
fırsatlara gözü kapalı atlıyorlar. Bu çıkışlar ise, aslında onları daha
da derinlere batırıyor. Yönetmen Detlev Buck’te bireylerin
suçla ilişkisini nedenleri ve sonuçlarıyla, teknik açıdan sade ama
düşünsel açıdan derin yaklaşımıyla ekrana taşıyor. Micheal
zengin ve güvenli bir semtteyken normal bir genç gibi yaşarken,
göçmenlerin yaşadığı bir bölge de, o da tıpkı diğer Almanların nefret
ettiği göçmenlerden birine dönüşüyor. Yavaş yavaş bulaştığı karanlık
işler, onu da pençesine alarak “Acımasız” birine dönüştürüyor. Bu
sayede yönetmen Buck’ta, çevrenin bireyler üzerindeki etkisinin altına çizerek, göçmen sorununa farklı bir açıdan bakmayı başarıyor.
http://www.ecfaweb.org/ecfnet/films.php?f=519&o=k
On beş yaşındaki Michael Polischka’nın annesi zengin sevgilisinden
ayrılınca, lüks semtlerde yaşamaya alışmış olan ana oğul, paraları
olmadığı için Berlin’in etnik nüfusu yoğun yoksul mahallelerinden
birine taşınırlar. Onları bekleyen, hiç tanımadıkları bir yaşamdır.
Erol
adlı bir gencin başını çektiği bir grup kabadayı, Michael’ın yeni
okulundaki günlerini cehenneme çevirmeye başlar. Evdeki hayatın da pek
farkı yoktur; nitekim Michael, arayış içindeki annesinin eve getirdiği
erkeklere katlanmak zorundadır.
Genç adam yeni çevresinin
kurallarını öğrenip ufak tefek suçlara bulaşmakta gecikmez. Şehrin
mafya babalarından Hamal ve Barut ile tanışması da şansını açacaktır.
Michael,
yerel uyuşturucu satıcılarına kuryelik yaparken gösterdiği
profesyonellikle ‘yeterince sert’ olduğunu kanıtlar ancak başından
büyük işlere bulaşmakta olduğundan haberdar değildir. Erol ile son
karşılaşmaları, ikisinin de kaderini dönülmez bir şekilde
değiştirecektir.
ÖDÜLLER
56. BERLİN FİLM FESTİVALİ - PANORAMA
FIPRESCI Ödülü
Label Europa Cinemas Ödülü
11. TÜRKİYE/ALMANYA FİLM FESTİVALİ
En İyi Erkek Oyuncu - David Kross
ALMAN FİLM ÖDÜLLERİ
En İyi Film - Gümüş
En İyi Kurgu - Altın
En İyi Film Müziği - Altın
En İyi Yönetmen - Aday
AVRUPA FİLM FESTİVALİ PALIC
Palic Tower Özgün Yaklaşım
KATILDIĞI FESTİVALLER
Berlin Film Festivali
Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali
Seattle Uluslararası Film Festivali
Melbourne Uluslararası Film Festivali
Shanghai Uluslararası Film Festivali
Avrupa Film Festivali Palic
Cambridge Film Festivali
Alman Sineması Festivali Madrid
Alman Sineması Festivali Mexico City
Filmin Künyesi
Yönetmen: Detlev Buck
Senaryo: Zoran Drvenkar, Gregor Tessnow
Yapımcı: Claus Boje
Görüntü Yönetmeni: Kolja Brandt
Kurgu: Dirk Grau
Yapım Tasarımı: Udo Kramer
Kostüm: Jale Kustaloğlu
Yapım: 2006, Almanya
Tür: Dram
Süre: 98 dk.
Dağıtım: Bir Film
İthalat: Mars Prodüksiyon
Oyuncular:
David Cross ..... Michael
Erhan Emre ..... Hamal
Jenny Elvers-Elbertzhagen ..... Miriam
Oktay Özdemir ..... Erol
Kida Ramadan ..... Barut
![]() |
|
İSTANBUL - Bir Film dağıtımıyla Mars Prodüksiyon tarafından vizyona sokulan ‘Acımasız’ (Knallhart / Tough Enough) filminin yönetmeni, Detlev Buck. Filmde başlıca rolleri David Cross, Erhan Emre, Jenny Elvers-Elbertzhagen ve Oktay Özdemir üstlenmişler.


laleler güller günü 1 mayıs
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
Bir kavganın güzelliğinde sevdim.
Bin kez budadılar körpe dallarımızı
Bin kez kırdılar.
Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
Bin kez korkuya boğdular zamanı
Bin kez ölümlediler.
Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
Bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.

